Tüp bebekte başarı sadece gebelik testinin pozitif çıkması değil, eve sağlıklı bir bebek gidebilmesidir, bunun için gebelik doğuma kadar itina ile takip edilmelidir. Hedef, sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelmesi olmalıdır.
Gebelik testi yumurta toplama gününün 14. günü veya transferin 11-12. günü kanda beta-HCG hormonuna bakılarak yapılır. Test müspet ise luteal faz desteğine devam edilir ve hasta progesteron hormonu kullanmaya devam eder. İki gün arayla gebelik testi tekrarlandığı zaman normal, sağlıklı bir gebelikte beta-HCG değerinin iki katına çıkması beklenir. Gebelik oluşmuşsa hormon desteğine 10-12. gebelik haftasına kadar devam edilir. Gebelik testinin olumsuz olduğu durumlarda hastanın kullandığı ilaçlar (progesteron – östrojen) kesilir.
Beta-HCG değeri 1000′e ulaştığı zaman ultrason ile gebelik kesesi görülmeye başlar. Bebeğin ilk kalp atışı 6. gebelik haftasında görülür, bu süre yaklaşık olarak embriyo transferinin bir ay sonrasıdır.
Yardımla üreme teknikleri sonucu elde edilen gebeliklerde en önemli problem çoğul gebeliklerdir. Ülkemizde çoğul gebelikleri önlemek için, transfer edilen embriyo sayısı, özel durumlar dışında yasal olarak üç ile sınırlıdır. Buna rağmen, üç embriyo transfer edildiği zaman %25-30 oranında ikiz, %5 oranında üçüz gebelik olma ihtimali vardır. Çoğul gebelikler istenen bir sonuç değldir, dolayısıyle çoğul gebelikleri engellemek için transfer edilen embriyo sayısında her zaman tutucu davranılmalı ve gerektiği zaman iki veya tek embriyo transferi de yapılabilmelidir.
Çoğul gebeliklerde, gebelik komplikasyonları herzaman tekil olanlara göre daha yüksektir. En ciddi problem erken doğum ve bebekte prematürelikten dolayı doğacak sorunlardır. Bebek sayısı artıkça erken doğum riski artar ve gebelik süresi kısalır. Örneğin üçüz gebeliklerin %30-35’i, 32. gebelik haftasından önce doğar ve bu bebeklerin uzun süre yenidoğan yoğun bakımında yatması gereklidir. Bu bebeklerde prematüreliğe bağlı ciddi problemler yaşanmaktadır.
Üçüz ve üzerindeki gebeliklerde erken doğumu ve prematüreliğe bağlı sorunları önlemek için fetal redüksiyon önerilebilir. Bu işlem 11. gebelik haftasından sonra yapılır, anne karnında, bebeklerin kalbine iğne ile potasyum verilerek kalplerinin durması sağlanır. Bu şekilde bebek sayısı ikiye düşürülmektedir ancak bu işlemin de riski vardır ve işlem sonrası %5 oranında düşük olabilir.
Tüp bebek yöntemi ile elde edilen gebelikler zor şartlarda elde edilmiş gebeliklerdir ve takiplerine özen gösterilmelidir. Doğum şekli olarak genellikle bebek yönünden en az risk taşıyan sezeryan önerilmektedir, ameliyat planlı ve ön hazırlıklar tamamlanmış olarak yapılır. Ancak tüp bebek gebelerinin mutlaka sezeryan olmaları gerekmez, tekil gebeler normal doğum da yapabilirler.
Tüp bebek yöntemi ile elde edilen gebeliklerde düşük ihtimali doğal yoldan elde edilen gebeliklere göre biraz daha yüksektir. Dış gebelik görülme olasılığı da, doğal yoldan elde edilen gebeliklere oranla daha fazladır.
Doğmuş bebekler değerlendirildiği zaman, bebekte anomali (sakatlık) görülme ihtimali tüp bebek yöntemi ile elde edilmiş gebeliklerde çok farklı değildir.
Çoğul gebeliklerde, her zaman gebelik komplikasyonları daha sık görülür, anne yaşı daha yüksektir ve tüp bebek yöntemi ile elde edilmiş gebeliklerin ortalama %30’u çoğul gebelik olduğundan gestasyonel diabet (gebelik şekeri) ve preeklapmsi (gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği) daha sık görülür. Gebeler, gebelikleri süresince bu iki hastalık yönünden araştırılmalıdır.
Yükek yaş grubunda kromozomal anomali görülme ihtimali daha yüksektir. Özellikle ileri yaştaki gebelerde (35 yaş üstü) bebeğin kromozomal yapısını değerlendirmek için amniosentez (bebekten sıvı alınması), kordosentez (bebekten kan alınması) veya koryon villus biyopsisi (bebeğin plasentasından örnek alınması) önerilebilir. Bu şekilde olası kromozomal bozukluklar bebek doğmadan tesbit edilebilir.
Katkıda bulunan Op. Dr. Fuat Eserol